top of page
  • hayatinkendisibu

Subliminal Mesaj

Geçenlerde biraz bahsetmiştim, bizim dönemin shetland ve lambswool kazaklar sadece benim değil benim gibi orta halli tüm ailelerin çocuklarının özendiği bir unsurdu.


Eşim de benim gibi memur bir aileden gelen bir çocuk. O dönemde sınırlı sayıda ve çok başarılı olan Anadolu liselerinden mezun ve yolumuz üniversitede Boğaziçi’de kesişti.


O da sanırım kısıtlı bütçesiyle ( harçlık değil özel ders ve part time çalışma paraları, zira ben de üniversitede hep özel ders verdim )kendisine bahsettiğim tarz kazaklar almış.


Yeni mezunduk çalışıyor muyduk, yoksa son sınıfta mıydık hatırlamıyorum. Eşim ailesinden uzakta olduğu için annem ona kıyamaz, evde güzel bir yemek olduğunda mutlaka davet ederdi. Yine böyle bir akşam eşim bize geldi. Elinde büyük bir poşet. Baştan bize hediye filan getirdi sandım, ama poşet gece boyunca yanından ayrılmadı.


Taa ki gece evden ayrılana kadar. Tam kapıda poşet sahneye çıktı. Anneme dedi ki:


-Sizden bir şey rica edeceğim. Geçenlerde kirli kazaklarımı alıp anneme götürdüm yıkasın diye, annem kazakları bir yıkamış, hepsi küçülmüş kendisine göre olmuş, sanırım olması gerekenden sıcak suyla yıkamış. Size zahmet olmazsa size yıkar mısınız kazaklarımı?


Ben şok. Adam işi öyle iyi biliyor ki, hem kazaklarını yıkatıyor, hem de anneme “ ben de sizin evladınızım” mesajını subliminal olarak verebiliyor.


Gerçekten de annem o gül “ah yavriiim” diyerek kabul etti eşimi. Bazen ”acaba onu da mı ben doğurdum “ diyecek kadar hem de.


Eeee biz de onu boşuna seçmedik zaten, zekasına vurulduk belli ki.

5 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Koku

Bahçe, Kirlenmek Güzeldir ve Masa Başı

Hani önceki yazılarda eğitim sistemine laf etmiştim biraz. Bu yazıda konuya bir başka perspektiften bakalım istiyorum. Şöyle bir örnekle başlayalım. Bir arkadaşım küçük kızıyla bir süre yurt dışında y

Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page